Seyahat, diller ve kültür hakkındaki son haberler EF Education First'ten
Menu

Almanca Bilmeniz Gereken 10 İfade

Almanca Bilmeniz Gereken 10 İfade

Çoğu kişi için Almanca dili gizemini korumakta. Sert duyulan, öğrenmesi imkansız görünen ve ilginç bir şekilde uzun kelimelere sahip bir dil. (“Donaudampfschifffahrtsgesellschaftskapitän” benim favorim sanırım.) Her ne kadar dünyanın en çok konuşulan dillerinden biri olmasa da, anadili Almanca olan neredeyse 100 milyon kişi var; bir 100 milyon kişi de bu dili ikinci ya da üçüncü dil olarak kullanıyor. Bunun da ötesinde, iddia ediyorum ki bu dil en manalı dillerden biri. Aşağıdaki garip ifadeler de bu iddiamı kanıtlıyor bence.

Berlin’de taksiciyle konuşurken kullan bu ifadeleri, ya da Münih’teki sempatik barista ile sohbet ederken. Böylece en azından bir gülümsemeyi garanti edersin (ve muhtemelen iyi bir hizmeti de).

 

  1. “DAS IST MIR WURST”

Birebir çevirisi: “Bu bana sosis gelir”

Bu ne demek ve nasıl kullanılır? Bu ifade, bir şeye karşı ilgisiz olduğun ya da önemsemediğin durumlarda kullanılır. Almanlar genelde bu tabiri basit bir cevap olarak kullanırlar. Yani eğer biri sana ”Was möchtest du heute machen?” (Bugün ne yapmak istersin?) diye sorarsa ve bir tercihin yoksa, basitçe “Das ist mir Wurst!” dersin, olur biter. Yerlilerinkine daha çok benzeyen süslü bir kullanım mı istiyorsun? “Wurst” yerine “Wurscht” kullan, bu kelime güney argosunda “sosis” anlamına geliyor.

 

  1. “NUR BAHNHOF VERSTEHEN”

Birebir çevirisi: “Sadece tren istasyonunu anlamak”

Bu ne demek ve nasıl kullanılır? Eğer biri sana “Ich verstehe nur Bahnhof” (Ben sadece tren istasyonunu anlarım) derse; bu, neyden bahsettiğin hakkında hiçbir fikrinin olmadığı, tekrar açıklaman gerektiği ya da konuyu tamamen değiştirmen gerektiği anlamına gelir. İngilizcede muadili “It’s all Greek to me” ifadesidir diyebiliriz. Türkçede “Anladıysam Arap olayım” manasında!

 

  1. “JEMANDEM DIE DAUMEN DRÜCKEN”

Birebir çevirisi: “Birisi için başparmaklarına basmak”

Bu ne demek ve nasıl kullanılır? Almanya’da, birine şans dilemek için kullanılıyor. Bu ifadeye havaya kalkmış yumruklar eşlik eder genelde, gerçekten başparmaklarına senin için bastıklarını göstermek için. Bu ifadeyi doğru bir şekilde söylemek için, şöyle kullanmalısın: “Ich drück’ dir die Daumen!” ya da İngilizce olarak: “I’ll keep my fingers crossed for you”. (Sana şans diliyorum).

 

  1. “ICH GLAUB MEIN SCHWEIN PFEIFT”

Birebir çevirisi: “Sanırım domuzum ıslık çalıyor”

Bu ne demek ve nasıl kullanılır? Aklımızı kaçırdık diye düşünüyorsun; evet biliyoruz, ıslık çalan domuz fikri çok komik. Aslında, ifadenin kökeni tam olarak bu. Islık çalan bir domuz o kadar komiktir ki bunun olacağına kimse zaten inanmaz. Almanlar bu ifadeyi bir şeyin gerçek olduğuna inanamadıklarında ya da gerçekten şaşırdıklarını ifade etmek istediklerinde kullanıyorlar. Eğer İngilizce karşılığını arıyorsan, “I think a horse is kicking me” muhtemelen bu anlama en yakın olanıdır. (Sanırım bir at beni tekmeliyor.)

 

  1. “ICH GLAUB’ ICH SPINNE”

Birebir çevirisi: “Galiba örümcekliyorum” “I believe I spider”

Bu ne demek ve nasıl kullanılır? Almanlar kullandıkları metaforlara bayılır, özellikle de içinde hayvan geçiyorsa. Ama bu deyimin kökeni tartışma konusu, çünkü “spinne” kelimesi “spinnen” (döndürmek) fiilinden de geliyor olabilir. Yine de, bu ifade Almanya’nın dört bir yanında, şaşkınlığı ifade etmek için (hem olumlu hem olumsuz anlamda) ya da bir duruma dair inançsızlığı ifade etmek için kullanılıyor. İngilizcedeki benzeri “I think I’m going crazy” olabilir. (Galiba deliriyorum.)

 

  1. “FIX UND FERTIG SEIN”

Birebir çevirisi: “Sabit ve bitmiş olmak”

Bu ne demek ve nasıl kullanılır? Bu tabir yaygın olarak çok yorgun olduğunu ifade etmek için kullanılır. İngilizcede “I am completely knackered” (Pestilim çıktı) ya da “I am all wiped out” (Bittim ben) gibi cümlelerle birlikte iyi gider. Almancada bu ifadeye doğru bir şekilde kullanmak istiyorsan, “Ich bin fix und fertig!” demelisin. Alternatif olarak, “Ich bin fix und alle” cümlesini de kullanabilirsin; burada “alle” kelimesi “boş” kelimesine tekabül ediyor.

 

  1. “NA?”

Birebir çevirisi: “Naber?”

Bu ne demek ve nasıl kullanılır? Bir Alman’ı sohbete dahil etmek pek kolay değildir, ama eğer yakından tanıdığın biriyse, cümleyi kolay yoldan “Na?” ile başlatabilirsin, emin ol cevap verir. Na aslında “Hello” (merhaba) ve “How are you?” (nasılsın?) demenin de en kolay yoludur. Daha açık konuşmak istersen, Na kelimesini başka şeylerle birleştirmeyi dene, mesela: “Na, alles gut?” (Nasılsın?) ya da “Na, was machst du so?” (Nasıl gidiyor?)

 

  1. “BOCK HABEN”

Birebir çevirisi: “Bir keçiye sahip olmak”

Bu ne demek ve nasıl kullanılır? Bu ifade “Hunger” (açlık/arzu) kelimesi için kullanılan eski Rotwelsch kelimesinden türemiştir, yani “bokh” kelimesinden. Bu tabir genellikle ya bir şeyi çok istediğini ya da belli bir aktiviteyi yapmayı hiç istemediğini ifade etmek için kullanılır.

“Ich hab voll Bock auf Bier” (I’m totally up for a beer) (Bira içmek istiyorum)

“Ich hab null Bock auf Kino!“ (I have zero interest in going to the cinema!) (Hiç sinemaya gidesim yok!)

Eğer birine bir şeyi yapıp yapmama konusundaki hevesini sormak istiyorsan, ifadeyi bir soru olarak kullanabilirsin: “Wir gehen was essen. Hast du Bock?” (Yemeğe çıkıyoruz. Gelmek ister misin?)

 

  1. “JEMANDEM AUF DEN KEKS GEHEN”

Birebir çevirisi: “Birinin kurabiyesinin kalanını yemek”

Bu ne demek ve nasıl kullanılır? İster inan ister inanma, bu Almanca ifadenin kurabiyelerle hiç alakası yok (maalesef). Aslında, birinin senin sinirlerini bozduğunu ifade etmek için kullanabileceğin bir ifade. Genelde birinin şöyle bağırdığını duyarsın: “Du gehst mir auf den Keks!”. Bunu duydun mu, anla ki birileri bu kişiyi çok sinirlendirmiş!

 

  1. “DIE NASE VOLL HABEN”

Birebir çevirisi: “burnu dolmak”

Bu ne demek ve nasıl kullanılır? Bu ifade “yetti artık” demenin daha yaratıcı bir başka yolu. Genelde birisi belli bir durumdan bıktığında ve bu durum hakkında artık konuşmak istemediğinde kullanılır. Mesela, arkadaşının çaldığı yüksek sesli müzikten bıktıysan, “Ich habe die Nase voll von der lauten Musik!” diyebilirsin (Yüksek sesli müzikten bıktım.) İnsanların “Ich habe die Schnauze voll!” dediğini de duyabilirsin. Bu ifadede “Nase” (burun) kelimesini daha az kibar olan argo kelime “Schnauze” (hortum) ile değiştirilmiştir. Türkçedeki “Burama kadar geldi!” ifadesine benziyor.

 

Sadece Almanya’da yaşamış olanların anlayacağı 10 şey’i öğrenmek için bu yazımıza tıklayın.

Öğrendiklerinizi Almanya'da Kullanın!Daha detaylı bilgi alın

Yazıyı paylaş

En son yazılar: Diller