GO Blog | EF Blog Türkiye
Seyahat, diller ve kültür hakkındaki son haberler EF'den
MenuÜcretsiz Katalog

Malta’dan dönmeden görmeniz gereken 5 yer

Malta’dan dönmeden görmeniz gereken 5 yer

Malta adası denilince akla ilk olarak güneşli havası, masmavi denizi ve sunduğu dil eğitim fırsatları oluyor. Ancak adaya adım attığınızda Malta’nın bunlardan çok daha fazlasına ev sahipliği yaptığını fark edeceksiniz. Tarih kokan sokakları, farklı kültürlerin birleşiminden oluşmuş sosyal yapısı, kartpostallardan fırlamış gibi duran koyları ve hareketin hiç durmadığı alanlardan sakin adalarına kadar adanın her bir köşesinde farklı bir deneyim sizi bekliyor. 

Eğer Malta’ da İngilizce eğitimi almayı planlıyorsanız valizinizi hazırlamadan önce bu listeye mutlaka göz atın.Malta’nın başkenti Valetta, adaya gelen her ziyaretçinin ilk duraklarından biri oluyor. 

Burayı özel kılan sadece başkent olması değil, şehirde yürürken kendisini adeta bir film setinin içinde hissediyorsunuz. Dar taş sokaklar, rengarenk ahşap balkonlar ve her köşe başında karşınıza çıkan tarihi yapılar Valetta’ya kendine özgü bir karakter kazandırıyor. Valetta uzun yıllar boyunca adanın siyasi, kültürel ve ticari merkezi olmuştur. 

Valetta keşfetmeye çok uygun bir şekilde planlanmıştır. Harita açmaya ihtiyaç duymadan sokaklarda dolaşabilir, karşınıza çıkan küçük kafelerde mola verebilir ve liman manzarasının tadını çıkarabilirsiniz. Özellikle gün batımına yakın saatlerde şehrin atmosferi bambaşka bir hal alıyor.  

Malta’yı tanımak için Valetta’dan başlamanız gerektiği söylemek yanlış olmaz.

St Julian’s: Enerjinin ve Eğlencenin Merkezi 

Adada her saatin hareketli geçtiği ve eğlencenin hiç bitmediği bir bölge olan St. Julian’s; deniz kenarına sıralanmış restoranlar, yürüyüş yolları ve günün her saati canlı olan sokaklarıyla, genç kitlenin favori noktalarından biridir. 

Dil eğitimi için Malta’ya gelen öğrenciler vaktinin büyük bir kısmını burada geçiriyor. Çünkü St Julian’s yalnızca gezilecek bir yer değil, aynı zamanda sosyalleşmek için çok çeşitli imkanlar sunuyor. Dans kurslarından, eğlence mekanlarına, farklı kültürlerden yeme-içme yerlerine, sabah kahvenize alabileceğiniz yerlere kadar. Akşam saatlerinde bölgenin enerjisi daha da artıyor. St Julian’ın en güzel kısmı ise oturup sakin bir Malta akşamı yaşabileceğiniz köşeler bulabilmeniz.

Gozo Adası: Malta’nın Sakin Yüzü 

Adanın temposundan biraz uzaklaşmak ve kafa dinlemek isterseniz günübirlik Gozo Adası’na gitmeyi ihmal etmeyin. 25 dakikalık feribot yolculuğunuz daha bitmeden farklı bir atmosfere geçtiğinizi fark edeceksiniz. 40.000 nüfuslu Gozo Adası, Malta’nın daha sakin, yeşil ve huzurlu tarafı. Şehir manzaralarından çok doğa manzaraları ve küçük yerleşim yerleri ön plana çıkmakta. Ada boyunca fotoğraf çekebileceğin pek çok farklı nokta bulunmakta. Eğer imkânınız varsa safari turu yapmanızı tavsiye ederim. 

Adanın bir diğer güzel yanı ise acele etmeniz gerekmemesi, belirli bir plan oluşturmadan günün akışında adayı keyifli bir keşfe çıkabilirsiniz. 

Comino ve Blue Lagoon: Kartpostalları Aratmayan Manzaralar 

Sosyal medyada gördüğünüz o mükemmel turkuaz su fotoğraflarını hatırlıyor musunuz? İşte onların büyük çoğunluğu Blue Lagoon’da çekiliyor. Comino Ada’sında bulunan Blue Lagoon, sadece Malta’nın değil aynı zamanda Avrupa’nın en güzel doğal güzelliklerinden biri. Suyun rengi gerçekten fotoğraflarda göründüğü kadar etkileyici. Hatta birçok ziyaretçi için burası Malta’nın en unutulmaz noktası oluyor. 

Özellikle yaz aylarında tekne turlarıyla bölgeye ulaşmak oldukça pratik. Burada şnorkelle deniz altını keşfedebilir, yüzebilir veya sadece manzaranın keyfini çıkarabilirsiniz. Sosyal medyada gördüğünüz o fotoğraflar artık sizin de elinizde!  

Mdina: Malta’nın Geçmişine Açılan Kapı

Malta’nın eski başkentinden Mdina, ziyaretçilerine adeta zaman yolculuğu yapıyormuş hissi veriyor. Şehrin girişinden itibaren kalabalığın ve modern hayatın sesi geride kalıyor. Yıllardır şehire “Sessiz Şehir” deniyor. Taştan dar sokaklsrı arasından yürürken kendinizi yüzyıllar öncesinde yaşıyormuş gibi hissedebilirsiniz. Büyük bir alan kaplamamasına rağmen her köşesi görülmeye değer. 

Mdina’yı ziyaret edeceklere en doğru saat akşamüstü saatleri. Günün kalabalığı azalmaya başladığında şehrin atmosferi daha da etkileyici hale geliyor. Malta’nın tarihini hissetmek ve biraz yavaşlamak isteyen herkes için Mdina mutlaka görülmesi gereken yerlerden biri. 

Malta küçük bir ada ülkesi olmasına rağmen sunduğu çok çeşitli deneyimlerle oldukça zengin bir destinasyon. Bir gün tarihi sokaklarda yürürken, ertesi gün turkuaz renkli koylarda yüzebilir ve farklı milletlerden pek çok insanla tanışabilirsiniz. 

Eğer Malta seyahati planlıyorsanız veya burada eğitim almayı düşünüyorsanız, bu beş noktayı listenizin en üstüne eklemenizi öneririm. Çünkü Malta’nın ruhunu en iyi yansıtan yerler tam olarak burada size bekliyor.

EF GO blog bülteni ile seyahat, dil ve kültür hakkında en son haberleri alın.Beni kaydet

Dünyayı keşfedin ve yurt dışında bir dil öğrenin

Detaylı bilgi